ebru sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ebru sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2011

Kendine bakmak, kendini görmek







 Ebru ÜLKÜ


Bu bir ev hediyesi...

ama o kadar özel o kadar değerli bir hediye ki söyleyecek söz bulamıyorum...

insanın kendi bebeğine bakması o kadar inanılmaz birşey ki...

çok emek verilmiş, özenilmiş, uğraşılmış bir hediye...

Burası suluboya öğrenmeye gittiğim atölye: Ebru Sanat

üzerinde suluboya yaptığım masa, atölyedeki camlı dolap ve içindeki kitaplar, bol bol karakalemi çizilen büst, resim çantası, suluboya takımı, arada çayla, kahveyle birlikte yediğimiz bisküviler, Kaan hocamın duvarlarda asılı resimleri, ilk başlarda sıkıntıyla resmini yaptığım antika saat, ayaklı lamba, turuncu pantolonum, gözlüğüm, saçlarıma düşmüş aklar hepsi hepsi var bu minik atölyenin içinde

tek eksik karşımdaki sandalyede ayaklarını toplamış oturan Kaan Hocam...

herbir ayrıntıya tekrar tekrar bakmaya doyamıyorum, gözlerim doluyor...

Kafamı boşaltmak ihtiyacıyla başladığım,  sonrasında çok zevkli, neşeli, unutulmaz anlar yaşadığım , ruh halime iyi gelen atölye günlerim ölümsüzleşti.

Ebru hanıma ne söylesem az gelecek...



Ebru ÜLKÜ

29 Kasım 2010

Ebru Sanat ve Rehabilitasyon Merkezi


          Sulu boyaya başladıktan sonra heveslenen bir çok arkadaşım "ben de istiyom, ben de kursa gelecem "  dediler.Oysa Ebru sanata girmek öyle kolay değil.Bir kere muhabetiniz çok, dağarcığınız geniş olacak. Psikoloji, siyaset, tarih, din, varoluş, sanat, müzik, sinema, çocuk yetiştirme, ergenler,  hayatın anlamı, aile, ego vb.konular repertuarınızda olacak. Kendinizle dalga geçmeyi ve gülmeyi bileceksiniz. Süprizlere açık olacaksınız. Hele aileniz boşanmışsa, arızalarınız varsa ve parola "tatlı çarşamba"nın anlamını biliyorsanız  girdiniz gitti demektir. Artık  1. sınıf bir resim eğitimi alabilirsiniz. Ben nasıl oldu da girdim bilemiyorum, Kaan Bey'in boşluğuna denk geldi heralde, bir kere uğrayıp bir daha gelemeyen kaç kişiye  gözlerimle şahit oldum valla.Sonuç olarak hem ressam hem de rehabilite olma yolunda ilerliyorum galiba...



    Levent ARIN

15 Kasım 2010

ilk ders...




             İlk derste bunu yapmadım ama bu da ilklerden biri (perspektifinin bozukluğundan belli)

Yaz tatilinde kafamı meşgul ederek geçirecek bir şeyler yapmak istiyordum ve yazın açık bir kursun olmadığını,sanat ve hobi kurslarının kışın çalıştığını öğrendim.Bülent abinin "bizim arka sokakta bir atölye var baktın mı? "demesiyle Ebru Sanattan içeri adımı mı attım.

İlk derste hocam Erdem Bey'di. Onun meraklı bakışları,güzel sohbeti ve kibar müdahaleleriyle bir şişe ve yanına bir portakal çizdim.Çizim iyiydi ama boyaması kötü oldu.(Sonradan hocam olacak Kaan bey o gün biraz uzak duruyordu,ben önce benden hoşlanmadığını düşünmüştüm ama tanıdıkça bunun kendi hocalık endişelerinden kaynaklandığını farkettim)

 İlk ders sonrası, elimde yıllar sonra yaptığım bir resimle eve dönerken ağladığımı ikisi de bilmiyor...






Levent'in ilk ebrularından biri,ikimizin de suyu ve renkleri sevmemiz tesadüf müdür?